KAÇ ZİL KALDI ÖRTMENİM

Posted in , ,

“Kaç Zil Kaldı Ötmenim” salt formel bir eğitim dönemini ve eğitmenin hayatını sunmayan aynı zamanda seçenekli bir yaşamın ortasında kalmış ismini öğrenemediğimiz bir baş karakterin çelişkili sirkülasyonunu da sunan bir eser. Elyaf yastıklı bir şehirden çıktıktan sonra realitenin kol gezdiği bir başka şehre öğretmenlik yapmaya giden bir karakterimiz var. Şehre tutunabilmek için suni olmayan duygulardan sıyrılan ve Mehmet adlı beyaz atlı prensin literatürleri arasında debelenmeye başlayan bir serüven, kitabı ikiye ayırarak okumamıza neden oldu.

Başlangıçta aynı okulun tenefüslerinde Elfida’nın sadece solfej kısmını birlikte dinleyebilmiş ve birbirlerini bu kadar tanıyabilmiş birlikte dinledikleri müziğin sadece bu olduğu, yaşayan iki karakter tahayyüllerimize düştü. Kendimize uydurduk tabiri caizse. Birimiz Mehmet diğerimiz ise adı bilinmeyen bayan baş karakter. Ama kitabın ileriki bölümlerinde ikircikli tavırlarıyla gönlünün tozunu dumana katan bayan baş karakter, elyaf yastıklı şehrine geri döndüğünde bir anda idealist olup çevresinin yarattığı tsunamide boğulmuştur. Kendisine inanan bir insan yaratmayı başaran karakterimiz aynı zamanda gidişini sadece bir baş hareketiyle onaylattırdığı bir aşık aynı zamanda bir enkaz bırakabilmeyi başarmıştır.


Mekan ve sınır kavramının sadece belleklerimizde farklılık yaratmayı başarmış birer spesifik kavram olduğunu bize kanıtlayan yazar, Mehmet adlı karakterin kalbini kendisine sınır etmiş ve içinde yaşadığı savaşla ne yazık ki sonradan mülteci olmuş bayan baş karakterin debdebelerini çok mümkün bir bakış açısıyla aktarmıştır.

This entry was posted at Pazartesi, Aralık 12, 2016 and is filed under , , . You can follow any responses to this entry through the comments feed .

0 yorum

Yorum Gönder