Bir öykü antolojisi olan bu kitapta
öyküler harf devrimi dosyası şeklinde bir araya gelip vücud bulmuş. Kitapta yirmi dört öykü yer almakta.
İşte onlardan birkaç hisse;
“Hasan Aycın / Elifbe” adlı öyküsünde camiye gidip Kur’an
öğrenirken köy hocasının bir şeyler anlatmaya çalışan içine eğiliyor. Hocasının
o zaman anlatmaya, arz etmeye çalıştığı harf devriminin netice-i emaresini
büyüyünce anladığını, daha iyi anladığını görüyoruz. Hasan Aycın, ebced çıkarma
serüvenini ayrıntısıyla anlatmış. Kendisinden kırk sene sonra bende köy
imamının yanında ebced, hevez, hütti, kelemen dediğim günlerime uğramış oldum.
Öyküde Aycın bir çocuğun imama “Ebced ne
demek hocam” diye sorduğunu ve imamın da “Eb baba ced dede demek, şimdi
ezberleyin sonra anlarsınız” dediğini, ironiyi tüm şekliyle ortaya sererek
anlattığını aktarır.
“Yunus Develi / Matbacının Bir Oyunu” adlı öyküsünde
elif’ten-ye’ye kadar tüm devrik alfabeyi konuşturur. Dağdan gelen ‘a’ nın
bağdaki ‘elif’i kovduğunu anlatır. Seyirciler arasından daha doğrusu tüm
seyirci beyinler arasından zorla çıkarılmaya çalışılan ‘ayn’ın alfabedeki
endamıyla ‘çatlayın emi’ diye
devrimci harflere sitemi söz konusu olan en kısa feveran olur.
“Yıldız Ramazanoğlu / Oyuncunun Epik Hali” adlı
öyküsünde karakterlerinden birine şu muhteşem cümleyi kurduruyor; ‘Secde
eden, kıyama duran, rükua eğilen, insicamla birbirine ulanan harfler başka bu
yeniler başka...’
“Cihan Aktaş / Eksik Birkaç Harf ve Annem” adlı
öyküsünde devrimin evlerinin içinden geçen bir ailenin bilinmeyenlerini
aktarıyor. Öğretmen Dede karakterinin eksik olan harflerle daraltılmış bir
boğaz yapısına sahip ve istikrazi bir beyin külliyatının neşredilmesine olan
itirazları anlatılıyor. Direnciyle saf tutan dede nihayet kitaplarını
ayrıştırmaya karar verir. Herhangi bir arama yapılırsa ve eski alfabeli olanlar
bulunursa diğer kitapları da tereddütsüz yakarlar diye korktuğu için ayırmaya
çalışır devrik alfabelileri. Herhangi bir kontrol veya gönüllü ihbarcıların
esame okumaları nitekim sıkmış o vakitler. Hikayenin sonunda dışarıda
ayırılmaya çalışılan tüm kitaplar bir sağanak yağmurla baş başa kalırlar. Hikayeyi okuduktan sonra ben bu işi tümden
bir bulutun ihbarı olarak değerlendirdim.
“Sadık Yalsızuçanlar / Harflerden Bir Güz” adlı
öyküsünde telefonun iki ucunda bulunan kişilerin konuşmalarını yazıyor. Telefon
açan Kemal, Selim’den harf evrimi ile ilgili bir öykü yazmasını ister.
Konuşmaları uzun sürer bu iki karakterin. Telefondakiler konuşurlarken
bilgilendiriyorlar da ve güzel anektodlar düşüyorlar. “Harflerin ümmet olduğunu söyler İbni Arabi”. Telefon kapanmadan
önce Kemal yazılacak olan öykünün isim babalığını da yapar “Harflerden Bir Güz
Olsun” der Selim’e. Şimdi yukarıya bu hikayenin ismine tekrar bakın.
“Recep Şükrü Güngör / İnsan Dilinin Altında Gizli” adlı
öyküsünde kahramanlarını iki profesör olarak seçer. Profesörler harf evrimini
köklülük ve köksüzlük aşamasından sağcılık-solculuk cenahlarına uzatıp
götürürler. Bahçede konuşmalara kulak misafiri olan öğrencileri de betimler
Güngör. Tartışmayı günler sonra devam ettiren profesörler hangimiz daha ilerici
hangimiz daha gerici şu talebelere sorup öğrenelim derler. Yoldan çevirdikleri
mühendislik, sosyoloji ve edebiyat öğrencilerine “Bilimin ışığına sağcı mı inanır, solcu mu? diye sorarlar. “Mühendis olan; ne sağcı ne solcu, bilim
adamı inanır. Sosyolog; bilim ışık mıdır? Edebiyatçı; Sanat adamı inanır” der.
“Güray Süngü / Dilim Dudağım Yara” adlı öyküsünde Dimitri, Kitano ve Mustafa Efendi karakterlerini işler. Dimitri de Kitano da Mustafa
da yaşlı kimselerdir. Birbirinden bağımsız ve uzaktadırlar bu karakterler. Üçü
de okula giderler. Dimitri ve Kitano sınıftaki çocuklara öğretmenleri olarak
selam verirler ve derse başlarlar. Mustafa efendi ise sınıfa girer diğer
yaşlılar gibi ve sınıftaki çocuğun onlara selam vermesiyle derse başlarlar. Dimitri ve Kitano muallimdir. Lakin Mustafa
efendi hatmettiği onca kitaba rağmen bir sabah uyandığında cahil oluverir.
This entry was posted
at Çarşamba, Eylül 16, 2015
and is filed under
cemal şakar,
edebiyathaberleri.com,
sessiz harfler
. You can follow any responses to this entry through the
comments feed
.
